22.11.2008
 
 

   Anasayfa

   İletişim


  İŞLETMELER

   Çeşme Otelleri

   Alaçatı Otelleri

   Turlar - Acentalar

   Yeme-İçme

   Eğlence Yerleri

   Emlak - İnşaat

   Alışveriş

   Sağlık


  ÇEŞME

   Çeşme Hakkında

   Fotoğraflar

   Rüzgar Sörfü

   Tarihi Yerler

   Ulaşım


Aktif Ziyaretçi
Bugün Tekil
Ayrıntı

Çeşme'de hava

IZMIR


Sitemizde yer almak istiyorsanız tıklayın >>

 
ÇEŞME' DE TARİHİ YERLER
 
 


Antik çağda Kyssus adıyla anılan Çeşme'nin bugünkü adını denizcilerin su temin ettikleri “çeşme”'lerden aldığı sanılmaktadır. Çünkü Çeşme'nin en önemli özellikleri içme suyu ve limanıdır. Son derece korunaklı bir limana sahip Erythrai'nın Mısır, Kıbrıs, ve batı ülkeleri ile ilişki kurduğu ve ticaretini geliştirdiği bilinmektedir. Ülkemizin başlıca turizm merkezlerinden biri olan, uluslar arası bir üne sahip Çeşme ve töresinde halk, antik çağda 12 Ion birliğinden olan Eryhrai'nın (Ildırı) kalıntıları ile iç içe yaşamaktadır. Çeşme, Lydia, Pers, Pergamon (Bergama) Krallığı, Roma ve Bizans egemenliklerini yaşamıştır. Çeşme Limanı'nın ön plana çıkmasındaki en önemli faktörlerden biri de Sakız Adası'ndan Anadolu kıyılarına en yakın ve güvenilir nokta olmasıdır. Bu nedenle liman, yüzyıllar boyunca ticari alışverişi canlı halde sürdürebilmiştir.

18.yy'da Osmanlı Devleti'nin Lehistan'ı Ruslar'a karşı koruması ve Rus Çariçesi II. Katerina'nın Osmanlı Devletini parçalama ve Akdeniz'e inme siyaseti, 1768-1774 Osmanlı - Rus savaşlarına yol açmıştır. Osmanlı Devleti'ni denizde ve adalarda zor durumda bırakmak isteyen Ruslar, Baltık Denizi'ndeki savaş gemilerini Ege Denizi'ne yolladılar Başlangıçta Ruslar'ın top ateşi altında fazla dayanamayan Osmanlı kalyonları,daha sonra Cezayirli Hasan Paşa'nın komutasında 22 Ekim 1770'te Ruslar'ı yenilgiye uğrattı. Yüzyıllarca Eyalet sistemiyle idare edilmiş olan Osmanlı Devleti'nde 8 Kasım 1864'te Sultan Abdülaziz döneminde köklü değişiklikler yapılmış ve çıkarılan kanunlarla bu değişiklikler uygulanmaya başlamıştır. Buna göre Aydın ilinin İzmir sancağına bağlı bir kazası olan Çeşme, Kaymakamlık olmuştur. Diğer birçok Batı Anadolu liman şehrinde olduğu gibi Çeşme de, Rum nufusu Türk nufusundan fazlaydı. Rumlar burada bağcılığı ve şarapçılığı geliştirmişler, çekirdeksiz siyah üzüm başta olmak üzere buğday ve diğer hububat ziraatı da yapmışlardır. Anason ve kökboya üretimi başlamış-tır. Kurtuluş Savaşı'nda özellikle 9.Eylül.1922' de İzmir'in , 16 Eylül 1922' de, Çeşme'nin Yunan işgalinden kurtuluşu ile Rum nufusu Yunanistan'a gitmiştir. 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması ile nufus mübadelesi yapılmıştır.
13. Yüzyılın son yarısı ile 14. Yüzyılın başlarında Batı Anadolu'nun ticari hayatına isim yazmış Cenevizler'in etkisi görülmüştür. Aynı dönemde yöre bir ara Çaka Bey'in yönetimi'ne girmişsede hakimiyeti kısa sürmüştür.

14.yy Başlarında Aydınoğullarının sürüklediği akın kısa zamanda etkili olup Çeşme Limanı bir deniz üssü durumuna getirilmiştir. Yörenin daha sonra İzmir Beyi Umur Bey'in yönetimi'ne geçmesi Cenevizliler'i tamamen yörenin ticaretten dışlamak istemeyen Umur Bey ticaretin kendi kontrolünde olması için onları kendi hakimiyetinde kabul ettiği Sakız Adası'na göndermişti. Orada kalacak Cenevizliler'le ticari ilişkiler, kendi tabii şartları içinde yapılacaktı. 1330'da Cenevizliler'in Sakız adasına yerleşmeleriyle konumu buraya en uygun olan Çeşme limanı bir kez daha önem kazanmış, böylece Cenevizliler ile ticaret doğal koşullarda sürdürülmüştür. İlk kez 1. Beyazıt (yıldırım) tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Fakat Ankara Savaşı'ndan sonra (1402), Timur tarafından yeniden Aydınoğulları'na verilir. 17.yy sonlarından itibaren Batı Anadolu ürünlerinin satıldığı küçük bir ticaret merkezi olan İzmir'in bir anda ticari üstünlüğü ele geçirmesisiyle, Çeşme Limanı, İzmir Limanı'nın yanında giderek gerilemiş ve önemini yitirmiştir.

KALE : Çeşme kalesi, 1508 yılında Osmanlı Padişahı 2. Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Kalenin ilk inşaatı tam deniz kıyısına yapılmıştı. Ancak, sonraki yıllarda denizin doldurulması sonucu bugünkü halini almıştır. Kale ve Liman, ticaret ve savaş gemilerini kötü hava koşullarına ve düşman saldırılarına karşı korumaktaydı. Kalenin güney kapısı, Osmanlı mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Kale içinde müze mevcut olup, müzede Ildırı (Eritre)'den çıkarılan arkeolojik eserler sergilenmektedir.

KERVANSARAY: 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan iki katlı kervansaray, tipik Osmanlı dönemi kervansaraylarından biridir. Bir benzeri de Kuşadası'nda (Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı) bulunan yapının mimarı Ali Pabuççu'nun oğlu Ömer'dir. "U" biçiminde bir plana sahip olan yapının ortasında geniş bir avlu, bu avlunun çevresinde de dükkan, depo ve odalar yer almaktadır. Bir veya birkaç merdivenle birinci kata çıkılır, burası da biçim bakımından zemin katına benzer. Yolcular özellikle yabancı tüccarlardır. Bunlar oralarda ya hayvanlarıyla geceyi geçirebilecekleri bir konut veya şehirlerde mallarını koyacak ve satacak bir yer bulurlar. Kervansarayın restorasyonu tanımlamakta olup, otel olarak günümüzde hizmet vermektedir

ÇEŞMELER : Çeşme'nin tipik Ege mimarisi özelliklerine sahip pek çok yapısının yanısıra, adını aldığı Osmanlı dönemi çeşmeleri de, bu mimari zenginliğe ayrı bir değer kazandırır. İlçe merkezi planında yerleri belirlenen bu çeşmelerden Anonim Çeşme 1792 yılında, Kaymakam Çeşme de 1829 yılında yaptırılmıştır.

TÜRBELER : 18. Yüzyıla ait altıgen planlı bir türbedir. Osmanlı türbe mimarisinin temel karakteristiklerini yansıtmaktadır. İlçe merkezi planında yeri belirlenmiştir.

CAMİLER : Camilerin tümü 19. Yüzyıla aittir. Bugün kullanılmakta olan bu camilerden Hacı Memiş Camii 1832 yılında, Hacı Mehmet Camii 1842 yılında inşa edilmiştir.

ÇEŞMEKÖY : "Eski Camii" olarak da anılan yer, Çeşme ilçe merkezinin 2 Km. güneyindedir. Bizans egemenliği sırasında 1. Kılıç Arslan`ın kayınpederi Emir Çaka, yarımadayı ele geçirince, 1081 yıllarından Çeşme`ye gelmiş ve Oğuz Boylarından gelen Türkleri bu merkeze yerleştirmiştir. Halen bir cami kalıntısı ve geniş mezarlığıyla 11. Yüzyıl Türk yerleşmelerine ait ilginç bir örnektir.
Erythrai, Çeşme merkezine 27 Km. uzaklıkta küçük adacıkları olan güzel bir koyun üzerinde kurulmuştur. Arkeolojik kalıntılarda M.Ö. 3000 de Erythoros yönetiminde olan kolonistler tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Şehrin kuruluşunu müteakip bir süre krallıkla yönetildiği bilinmektedir. M.Ö. 7. y.y. da iyon şehirleri arasında oluşturulan dini ve siyasi birlik olan "Panionion" a girmiştir. Pers egemenliğinden kurtulmak için gerek Yunanistan`daki ve gerekse Anadolu`daki şehirlerin sık sık girişimlerde bulundukları bilinmektedir.

Nitekim Erythrai de Grek donanmasının yakılması ve başarısızlıkla sonuçlanan Lade Deniz Harbine (M.Ö. 494) iştirak etmişler ve daha sonra Attik-Delon Deniz birliğine de katılmıştır. M.Ö. 4 y.y da Karia`daki Pers satrapı Mausolos`a ile de dostane ilişkilerinin olduğunu, öyle ki Erythrai`liler Mausolos`a duydukları şükran hissinin bir ifadesi olarak onun Tunç`tan yapılma, altın saçlı heykelini de Agoraya dikmişlerdi. Perslerle Mausolos dolayısıyla olan bu yakınlaşma Erythrai`lilerle büyük ilişkileri bulunan Atameus Kralı Hermias`ın M.Ö. 345 de Perslere karşı harekete geçmesiyle bozulmuş, otonomisini kaybetmiş, ancak M.Ö. 334 de İskender`in şehri almasıyla bağımsızlığa kavuşmuştur. M.S ki asırlarda Erythrai hakkında pek bilgi bulunamamaktadır. Önemini de yitirdiği için, Bizans egemenliğinde köy hüviyetine girmiştir. On birinci asra kadar Ephesos metropolitine bağlı piskoposluk şeklinde görülen Ertyhrai`nin Çaka Bey`den sonra Türk egemenliğine girdiği bilinmektedir. Kesin olarak Türk egemenliğine girdiği 1336 dan sonra Erythrai, Erythre, Rhtrai Lythri şeklinde değişiklikler gösteren bu yerleşme yeri, 16.y.y.`dan sonra İlderen ve Ildırı halini almıştır.

Kaynaklardan Erythrai akropolünde Athena mabedinin bulunduğu bilinmektedir. Yapılan kazılarda mabedin kendine ait mimari eleman çıkmamış olmakla beraber Arkaik devre ait altın fildişi , bronz ve fayanstan mamul bir çok küçük eserle, birinci sınıf işçilik gösteren vazo parçaları, heykel ve heykelcilikle ilgili adak eserleri bulunmuştur. Akropolün batı eteğinde köyün evleri ile düz alan arasında resmi Agoranın bulunması kuvvetle muhtemeldir. Antik kaynaklardan öğrendiğimize göre Agora`da Artemisia`nın altın çelenkli heykelinin bulunduğunu öğrenmekteyiz. Ancak şu anda bunun yeri belli değildir. Erythrai`den çıkarılan taşınabilir eserlerin tümü İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.


 
   

 

 

     

Copyright 2005 www.cesmeotelleri.com | Web Tasarım: Siber Bilgisayar